İki Yıl Boyunca Almadığım Villaların Fiyatını Takip Ettim: Bir İlan Günlüğü

Bu yazıyı bir uzman edasıyla yazmıyorum. Sadece iki yıldır aynı villayı, daha doğrusu birkaç ilanı, neredeyse takıntı haline getirip izleyen biri olarak gördüklerimi anlatacağım. Çünkü 2024 baharında Ankara'da bir villa almaya niyetlenip sonra vazgeçtim ve o günden beri vazgeçtiğim evlerin fiyatını takip etmeyi bırakamadım. Biraz kendime eziyet, biraz da merak.

Çayyolu'ndaki o bahçeli ev

İlk işaretlediğim ilan Çayyolu tarafında, Ümitköy'e yürüme mesafesinde, üç katlı, bahçesi taş döşeli bir villaydı. Mart 2024'te ilk gördüğümde fiyatı 11 milyon 250 bin TL yazıyordu. Bunu net hatırlıyorum çünkü o gün eşimle "yuvarlasalar da 11 deseler" diye dalga geçmiştik. İlanın altında "acil" yazıyordu ama o "acil" ibaresi tam on dört ay boyunca yerinde durdu.

Emlakçıyı aradığımda konuşma aşağı yukarı şöyle geçti:

— Bu fiyat pazarlığa açık mı?

— Açık tabii, gelin bir görün, mal sahibi makul biri. Ama şunu söyleyeyim, altı ay sonra bu parayla bu evi bulamazsınız.

O cümleyi duymayan kalmadı herhalde. Ben de inandım açıkçası. İnandığım için de aceleci davranmaktan korktum ve geri çekildim. İşin komik tarafı, altı ay sonra aynı ev hâlâ satılmamıştı ve fiyatı 12 milyon 900 bine çıkmıştı. Yani emlakçı bir bakıma haklıydı, o parayla artık bulamıyordum; ama ev de el değiştirmemişti. Etiketin üstündeki rakam değişiyordu, evin kendisi orada duruyordu.

Bu yılın başında, yani 2026 Ocak ayında son baktığımda fiyat 17 milyon 500 bin TL idi. Aradaki farkı hesap makinesiyle değil, kafamdan bölerek anlamaya çalıştım: kabaca bir buçuk katından biraz fazla olmuştu. Ama burada beni asıl düşündüren şey rakamın kendisi değil. Aynı dönemde markete gittiğimde, benzin aldığımda, kira öderken gördüğüm artışlarla kıyaslayınca villanın artışı bana "olağanüstü" gelmedi. Sadece her şeyle birlikte şişmişti. Reel olarak cebimden çıkacak emek-zaman karşılığı belki çok da değişmemişti. Bunu kesin bir veriymiş gibi söylemiyorum; sadece o ilk "yatırım kaçıyor" paniğimin biraz abartılı olduğunu fark ettim.

İncek'teki ikiz villa: aynı sokak, farklı kader

İkinci takip ettiğim şey İncek'te yan yana iki villaydı. Aynı müteahhitin yaptığı, dışarıdan birbirinin kopyası iki ev. Biri köşedeydi ve bahçesi belirgin şekilde büyüktü, diğeri ortadaydı. 2024 yazında ikisi de aynı fiyata çıkmıştı: 14 milyon 800 bin. O zaman "köşedeki neden aynı paraya?" diye şaşırmıştım.

Köşedeki üç ay içinde satıldı. Ortadaki ev ise bu satırları yazarken hâlâ ilanda. Üstelik şimdi ortadaki ev 19 milyona çıkmış durumda, yani satılan köşe villadan çok daha pahalı bir etiketle. Bu bana villada "konum" lafının ne kadar mikro ölçekte işlediğini öğretti. İl, ilçe, mahalle değil; sokağın hangi ucu, bahçe hangi yöne bakıyor, akşam güneşi nereye düşüyor. Köşe villayı alan kişi muhtemelen ortadakine bakıp "dur bir hafta düşüneyim" demedi, o sırada da ev gitti.

Bir akşam bu ikinci evin emlakçısına neden hâlâ durduğunu sordum. Verdiği cevap aklımda kaldı:

— Köşeli olanı seven çok. Ortadaki için herkes "komşu çok yakın" diyor. Ev güzel ama sokakta tek başına kalınca insanın gözü korkuyor.

Yani fiyatı yukarı çeken etiket değil, alıcının içindeki rahatlık hissiymiş. İlan rakamı 19 milyon yazsa da o evin gerçek değeri, onu "evet" diyecek birine göre belli oluyor.

Gölbaşı yolundaki proje villası: kâğıttaki ev

Bir de hiç var olmayan bir villayı takip ettim, ki en tuhafı buydu. Gölbaşı yolu üstünde, henüz temeli atılmamış bir projeden "maketten" satış vardı. 2024 sonbaharında broşürdeki giriş fiyatı 9 milyon 750 bindi ve tatlı dilli bir satış ofisi vardı. Beni en çok zorlayan da orası oldu çünkü ortada görülecek bir ev yoktu, sadece render görseller ve "teslim 2026 sonu" yazan bir takvim.

Satış danışmanıyla konuşurken şunu sormuştum:

— Bu fiyat teslimde de aynı mı kalacak?

— Hayır, her etapta zam var. Şu an birinci etaptasınız, kazançlı olan da bu. Bekledikçe pahalanır.

Beklemedim, almadım, ama izlemeyi bıraktım mı? Hayır. Geçen ay aynı projenin son etabı 16 milyona çıkmıştı ve hâlâ ortada bitmiş bir ev yoktu, sadece inşaat hâlinde gri bir iskelet. Burada öğrendiğim şey şu oldu: maketten satışta ödediğiniz rakamın bir kısmı eve değil, beklemeye ve riske ait. O risk primini cebinizden çıkarıyorsunuz ve ev gecikirse o para da sizinle birlikte bekliyor. Render görsellerdeki ışıltılı havuzun, üç kış boyunca çamur içinde kalmış bir şantiye olduğunu görünce maketten alma hevesim biraz söndü.

Keçiören tarafındaki müstakil: düşen tek ilan

Takip ettiğim her şey artmadı. Keçiören sırtlarında, villa demeye dilim varmayan ama ilanda öyle geçen, eski bir müstakil ev vardı. Bahçesi vardı, iki katlıydı, ama yapısı yaşlıydı. 2024'te 6 milyon 400 bin istiyorlardı. Geçen ay tekrar baktığımda 5 milyon 900 bine inmişti. Tabelası düşen tek ilan buydu.

Sebebini tahmin etmek zor değil. Yandaki boş arsaya çok katlı bir apartman temeli atılmış, evin bahçesine gölge düşmeye başlamış. Manzara dediğin şeyin nasıl bir gecede buharlaştığını burada gördüm. İki yıl önce "şehre tepeden bakıyor" diye anlatılan ev, bugün karşı binanın inşaat brandasına bakıyor. Etiket bile bunu yazmıyordu ama fiyat sessizce söylüyordu.

İki yılın sonunda öğrendiğim üç şey

Birincisi, ilandaki rakam bir gerçek değil, bir teklif. Mal sahibinin o gün kendini nasıl hissettiğinin, kaç ay beklediğinin, kaç kez aşağı bakıp bakmadığının toplamı. Çayyolu'ndaki evin on dört ay boyunca "acil" kalması bunu bana iyice öğretti.

İkincisi, "villa fiyatları artıyor" cümlesi tek başına bir şey ifade etmiyor. Hangi villa, hangi sokak, kimin gözünde. Aynı müteahhitin iki evi iki ayrı hikâye yazabiliyor.

Üçüncüsü, ve bu en pahalıya mal olanı: 2024'te aceleci görünmemek için verdiğim "biraz düşüneyim" kararı, aslında bir karar değildi, kararı ertelemekti. O villa zaten benim bütçemi aşıyordu, alamayacaktım. Ama keşke aylarca o ilanı izleyip "eğer alsaydım" diye kendime üzülmeseydim. Fiyat takibi insanın merakını besliyor, cebini değil. Bunu iki yıl sonra, biraz da utanarak yazıyorum.

Hâlâ haftada bir o ilanlara bakıyorum. Çayyolu'ndaki ev satılırsa belki bu takıntı biter. Ama tahminimce o "acil" yazısı bir yıl daha orada duracak.